İşkence: Konuşulamayan gerçek

Ahmet Murat Aytaç

İşkence, kolluk güçlerinin ses çıkaran, itiraz eden vatandaşla karşılaştığı her durumda değişen süre, yöntem ve şekiller içinde hep varlığını korudu. Bu durumda asıl kaygı duyulması gereken sorunun şu olduğu ortaya çıkıyor: Aslında değişmez bir devlet yöntemi olan işkencenin farklı araç, yöntem ve biçimler içinde ortaya çıkmasını sağlayan nedir?

Son dönemlerde bazı işkence olaylarının yaşandığına dair beyanlar, Gaziantep ve Ankara barolarınca teyit edildi. İlk olay 18 Mayıs günü Urfa’nın Halfeti ilçesinde çıkan çatışmanın ardından yaşananlarla ilgili. Kırsal bölgede düzenlenen operasyonlarda şüpheli görülen 51 şahıs güvenlik kuvvetlerince gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan şahısların çoğu kötü muamele yapıldığından ve bir kısmı da ağır işkence gördüğünden şikayetçi olmuştu. İkinci olaysa 27 Mayıs günü Ankara’da düzenlenen FETÖ operasyonuyla bağlantılı. Teyit edilen iddiaya göre, gözaltına alınan 105 şahıs arasından 5 kişiye değişik yöntemlerle işkence yapılmıştı. Yayılan haberlerin, yapılan açıklamaların, sorumlulara dönük uyarıların yarattığı etki işkencenin bir müddettir gündemde olmamasıyla birleşince, tartışmaların üzerine şu yanlış sorunun gölgesi düştü: Acaba işkence geri mi dönüyor? Geri dönmek? Çok yanlış! Her zaman bizimle olan bir şey nasıl geri dönebilir ki? İnsan hakları savunucuları bıkmadan usanmadan işkencenin arz ettiği sürekliliği vurguladı. İşkence, kolluk güçlerinin ses çıkaran, itiraz eden vatandaşla karşılaştığı her durumda değişen süre, yöntem ve şekiller içinde hep varlığını korudu. Bu durumda asıl kaygı duyulması gereken sorunun şu olduğu ortaya çıkıyor: Aslında değişmez bir devlet yöntemi olan işkencenin farklı araç, yöntem ve biçimler içinde ortaya çıkmasını sağlayan nedir?

Tamamını okuyun