Otizmde Bilimsel Dayanaklı Uygulamalar

Ayşegül Domaniç Yelçe

Geçtiğimiz Cuma günü Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Otizmde Bilimsel Dayanaklı Uygulamalar Sempozyumu’nun bir bölümünü dinlemeye gittim. Otizm alanında çalışan uzman kişilerin yanı sıra Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji, Tıp Fakültesi, Özel Eğitim ve Çocuk Gelişim alanlarında eğitim alan gençlerin sempozyuma yoğun katılımı beni çok mutlu etti. Bugünkü yazımda size üniversiteler ile sivil toplum kuruluşlarının iş birliği yapmasının çok güzel bir örneği olan bu sempozyum hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

12 Nisan Cuma günü Bahçeşehir Üniversitesi B Konferans salonunda Bahçeşehir Üniversitesi, Noema Danışmanlık ve Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle gerçekleşen sempozyuma ilaç sektörünün önde gelen isimlerinden Abdi İbrahim Otsuka da destek vermiş.

Sempozyumda; otizm spektrum bozukluğu üzerine alanında uzman 14 konuşmacıyla otizmde tanı ve tedavi süreçlerinden, otizmde bilimsel dayanaklı uygulamalara, mesleki eğitim ve tedavi türlerinden, okullarda sosyal kabul konularına kadar pek çok konu irdelendi. Her oturum sonunda vaka analizlerine yer verildi. Bütün oturumlara katılamasam da Prof. Dr. Özgür Öner moderatörlüğünde “Okul Çağındaki Çocuklarda Otizm Spektrum Bozukluğu” konusunu mercek altına alan oturumu ilgiyle izledim. Pek çok şey öğrenme fırsatı bulduğum bu oturumda Prof. Dr. Bülbin Sucuoğlu, Prof. Dr. Sezgin Vuran, Doç. Dr. Seray Gül, Prof. Dr. Selda Özdemir ve Doç. Dr. Özalp Ekinci tedavi türleri ve eğitim modelleri, bütünleştirme uygulamaları, davranışsal müdahaleler, okullarda sosyal kabul ve göz izleme teknolojileri, ilaç tedavileri ve kombinasyon, özgüvenin geliştirilmesi, psikoterapi üzerine konuştular. Okullar ve arkadaşlıkla ilgili özel konularla nasıl başa çıkılır, uygun bireyselleştirilmiş tedavi ve eğitim yöntemleri nasıl seçilmelidir gibi sorulara cevap aradılar.

Gün boyunca düzenlenen diğer üç oturumda ise “Otizm Spektrum Bozukluğunda Erken Tanı”, “Okul Öncesi Çocuklarda Otizm Spektrum Bozukluğu”, “Ergenlerde ve Yetişkinlerde Otizm Spektrum Bozukluğu” konuları derinlemesine ele alındı. Bilimsel araştırmalar, erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtilerinin kontrol altına alınabildiğini, gelişim sağlanabildiğini, hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmadığını ortaya koyuyor.

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, günümüzde her 59 çocuktan birinin otizm riski ile dünyaya geldiğini, dünyada her 20 dakikada bir çocuğa otizm tanısı konulduğunu belirtiyor. Doğuştan gelen ve yaşamın ilk üç yılında fark edilen gelişimsel bir farklılık olan otizmin başlıca belirtileri arasında; başkalarıyla göz teması kurmamak, ismi söylendiğinde bakmamak, konuşmada gerilik, parmağıyla istediği şeyi işaret edememek, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermemek, sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar sayılabiliyor. Vakıf yetkilileri, aileleri çocuklarında aynı yaştaki diğer akranlarından farklı davranışlar ve belirtiler gözlemlemeleri durumunda vakit kaybetmeden otizm konusunda uzman bir çocuk ergen psikiyatristine başvurmaları konusunda uyarıyor.
Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

Tamamını okuyun